Hayat kalbi kırık bir çocuktan mücadeleci bir kadın yarattı

Çok çocuklu bir ailede dünyaya geldi. Kendi deyimiyle onu ‘kadınlar çetesi’ büyüttü. Oyunculuğa başlar başlamaz ekranın aranan yüzlerinden biri oldu. Ünü, yurtdışına taştı. 12 yıldır Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu İnsani Yardım Programı sözcülüğü yapıyor. Songül Öden, şimdi ‘Bir Aile Hikayesi’yle ekranda, ‘Lâl...

Hayat kalbi kırık bir çocuktan mücadeleci bir kadın yarattı
Hayat kalbi kırık bir çocuktan mücadeleci bir kadın yarattı admin

Uzun zamandır ekranda yoktunuz. O arada neler yaptınız?
- İşimin mutfak kısmındaydım. Bir yıl proje tasarımını yaptığım ‘Lâl Hayal’ oyunu üzerinde çalıştım. Bendir dersleri aldım. Yüksek topukla dans ve hiphop çalıştım. Hikaye yazmaya devam ettim. 2012’den beri lafçılığını üstlendiğim Birleşmiş Milletler’le beraber bayan ve sığınmacı meseleleriyle alakalı saha çalışmaları yaptım.
Yeni dizinizin ismi, ‘Bir Aile Hikâyesi’. Sizinki nasıl bir aile hikâyesiydi?
- Bayanların birbirine sığındığı, erkeklerinin olmadığı bir aileydik. Çok kardeşli olmak empatiyi ve paylaşımı aşırısıyla geliştiriyor.
Anne-babanız siz minikken ufalıyor. Bu ayrılık yaşama nasıl yansıdı? Nasıl bir bayan yarattı?
- Kalbi kırık bir çocuktan gayretçi bir bayan yarattı. Çocuklara ve hayvanlara olan itinam, empatim, hep korunmasız olanı koruma gereksinimim, azıcık da çocukken sezdiğim korunma açlığından olabilir. Ayrıca hayal kurmayı öğretti. Ben bu nedenden hayal kırıklığına seri kapılmam. Hayat benden umutsuzluğun olası olduğuna inanmayan bir iyimser yarattı.
Annenizin bu kadar çocukla tek başına çaba etmesi güç değil miydi?
- Annem çok gözetmeci ve sertti. Babamın misyonlarını da giymişti. Bizi hep okumaya, ayaklarımızın üzerinde durmaya teşvik etti. Bizden sonra ağabeyimin çocuklarını da geliştirdi. Fakat bizi geliştirirken olan kaideci halinden artık yapıt kalmamıştı. Pamuk gibiydi. Annemden korkardık ama hürmet dinleyip hoşlanırdık de... Şimdi yalnızca çok beğeniyor ve hürmet duyuyorum.
Sizin kahramanınız anneniz mi?
- Benim kahramanım annem ve ablalarım. Yani bayanlar çetesi!

Hayat kalbi kırık bir çocuktan mücadeleci bir kadın yarattı

Anneler Günü’nü kutlayan erkekler akşam maçta analara, bacılara sövüyor, bu ne yaman paradoks!
Hakkınızda öğrenilen en büyük yanlış ne oldu?
- Pek çok defa aslın eğilip büküldüğü haberler oldu. Özne bayan olduğunda yaftalanmak, suçlanmak hemcinslerimin ortak laneti. Mini etekli bayan, başörtülü bayan, selülitli bayan, kuyruk sallayan bayan, bunlar hep bayanlar için hazırlanmış kalıplar. Oysa gazeteler kel adamlar güneşlenirken “Kelleri parladı” yazıp zoom’lamaz. O nedenle yeryüzünde bayan olup bu mevzularda rencide olmamış, duygusal ve fiziksel recme uğramamış az bayan vardır. Ben de yeryüzünün bir parçasıyım.
Son konuştuğumuzda haksızlıktan tasa yanmıştınız...
- Tasam hep hak ve vicdan. Hakin olduğu yerler yalnızca duruşmalar değildir, hak evvel insanın içinde başlar. İçinde hak olmayan insanın duruşmasında hak, hukuk aramak nafile bir mücadele. Yeryüzünde her mevzuda hudut ihlali yapılan bir asırdan geçiyoruz. Kaba, hürmetsiz, kendine benzeyeni kayıran, çocukların, hayvanların, bayanların canının acıtıldığı ve yalnızca kendi canı acıdığında ses çıkaran, suçlayan, ayrıştıran savaşçı bir asrın; bahtsız, hak yalvaran insanlarıyız.
Sizce bayana şiddet mevzusunda çözüm ne olabilir?
- Çözüm; caddedeki, konuttaki, mektepteki, politikadaki ayrıştırıcı, şiddet kapsayan dili değiştirmek. Anneler Günü ve Bayanlar Günü’nü kutlayan erkekler akşam maçta analara, bacılara sövüyor. Bu ne yaman paradoks! Tam şiddet kapsayan küfürlerin içinden bayan geçiyor.
Geçen yıl #meToo hareketi gündemdeydi. Türkiye’den ve dünyadan bir hayli bayan oyuncu yaşadıkları tacizi anlattı. Siz de senelerdir setlerdesiniz. Sizin başınıza böyle bir şey geldi mi?
- Ben setlerde taciz yaşamadım, şahit de olmadım. Fakat böyle bir şey olursa bayandan yana taraf alınması gerektiğine inanıyorum. Zira bir kadının yüksek sesle uğradığı tacizden bahsetmesi, inanın, ziyadesiyle güç. Kendini aklamak isteyen tacizcinin getirdiği argüman hep aynı: “Kuyruk salladı.” Böylece bayan cemiyette ‘namussuz’ yaftasına haysiyetsizleştiriliyor. Tam bayan cinayetlerinde, boşanma haberlerinde, sinsice ezberlenmiş tümce hep aynı: “Beni kandırdığını düşündüm.” Özellikle bizim gibi muhafazakâr cemiyetlerde bayanı bedelsizleştirmenin en basit yolu bu. Bayanın üstüne iffet kiri atmak... ismine de ‘iffet cinayeti’ sınıyor. İffetsuzluğa bu ad konuluyor.
Sözlü ya da psikolojik şiddete uğradınız mı peki?
- Psikolojik ya da fiziksel şiddete, tacize uğramamış bayan ne yazık ki yok.
Hayat kalbi kırık bir çocuktan mücadeleci bir kadın yarattı

Keşke herkesin kafası böyle karmaşık olsa
Çocukken ‘Şeker Kız Candy’nin sevgilisi ‘Terry’ye, ‘Lorel Hardy’nin ’Lorel’ine, ‘Temel Reis’in Safinaz’ı hoşlanma şekline âşıktım” demişsiniz. Minikken kafanız bir hayli karmaşıkmış sanırım...
- Gülüyor Yooo, son derece meblağlı gidiyorum çocukluğumda... Dil, din, biçim, ırk ayrımı korumaksızın iyiliği ve şefkatli beğenmeyi hoşlanmışım. Keşke herkesin kafası böyle karmaşık olsa.
Peki bu aşk misallerinden sonra reel aşkla yüzleşmek ne sezdirdi?
- Ben iflah olmaz bir iyimserim. Sevgiye olan inancımı hiçbir zaman yitirmedim. Sen varsan hiç şüphesiz yeryüzünde senin gibi düşünenler de var ve karşılaşma ihtimali coşku verici. Sevgi, varoluşunuzun bir parçası ve hep var.
Peki şimdilerde kalbinizi çarptıran birileri var mı?
- Var! Ama bu kadar söyleyeyim.
Kabul görmüş bir projenin avantajları çok fazla
Yeni dizi için sizi cezbeden neydi?
- Fatih Aksoy imalci ve rejisör Merve Girgin’in hikâyelerine sahip çıkan istekli tutumu.
Bu dizi ‘This is Akıl’ adlı diziden uyarlama. Böyle bir işte yer almanın artıları ve eksileri neler?
- Başı, sonu belirli, bir neden-netice ilişkisiyle ilerleyen bir proje, üretimciye, oyuncuya, senaryocuya büyük avantaj sağlıyor. Fakat dezavantajları da var. Mesela orijinaliyle karşılaştırılması gibi. Hikâyenin geçtiği ülkelerde kültürlerarası inanç, bedel, yargı ve demokratik abuhavanın farklıklarının projeye yansıtılmasının güçlükleri olabiliyor.
Acıların görünür olması iyileşmek için esin veriyor
Aynı zamanda Birleşmiş Milletler Popülasyon Fonu UNFPA Beşeri Yarkasım Programı Lafçısı’sünüz. Suriyeli bayanlara takviye oluyorsunuz. Onların hikâyelerinden size kalan neler oluyor?
- Geçen aylarda Urfa’da bulunan UNFPA Bayan ve Çocuk Sıhhati Merkezi’ni ziyaret ettim. Azametsiz olsun diye siyah giyinmiştim, bir çocuk, “Abla niçin siyah giydin? Eşini kaybeden anneler siyah giyer” dedi. “Ne renk giymemi istersin” diye sordum “Beyaz” yanıtını verdi. Farkında mıdır öğrenmem ama sulhun rengini söyledi. Dünyanın ilacı empati. “Bir gün benim de başıma kazançsa” sualinin yanıtını yalnızca 30 saniye düşünün ama gerçekten, kalpten düşünün. Çocuğunuzu, başınıza devrilen konutunuzu düşünün, dudaklarınızdan hâlâ, “Pis sığınmacılar” tümcesi çıkıyorsa insanlık kaybolmuştur.
Hayat kalbi kırık bir çocuktan mücadeleci bir kadın yarattı

Suriyeli sığınmacı Wadha Y., Mülteciler ve Muhacirlerle Dayanışma Derneği’nde. 30 Ocak 2019, İstanbul.
 Yeni oyununuz ne anlatıyor?
- Birleşmiş Milletler vesilesiyle pek çok hikâyeye şahitlik ettim. Bu reel hikâyelerin seyirciyle buluşmasını çok istiyordum. Acıların görünür olması çoğu defa iyileşmek için esin verici oluyor. Çok hoş bir takım kurduk. Feminist metinler yazan Sevilay Saral, Kardeş Türküler’in perküsyon sanatçısı Diler Özer, oyuncu Aysel Yıldırım ile beraber bir yazı, reji ve fikir takımı... Sonra Ezel Akay, Dans Fabrika, müzisyen Gökçe Gürçay ve imal ortağı olarak Tuba Ünsal aramıza katıldı.
Hayat kalbi kırık bir çocuktan mücadeleci bir kadın yarattı



Şeker Kız Candy songül öden UNFPA unfpa
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Rusya'dan Erdoğan Yorumu
Rusya'dan Erdoğan Yorumu
Seçimi kaybeden..
Seçimi kaybeden..